....
Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
....
Atilla İlhan'ın iç sızlatan şiirinin, Ahmet Kaya'nın bestesiyle kulaklarımıza ulaşmış halini bilir bir çoğumuz. Oysa ki çoğumuzun bilmediği beraber gözyaşı dökülen Müjgan'ın, adına şiir yazılan bir kadının adı olmadığı gibi mahur bestelerin de böylesine hüzün yüklü olmadığıdır.Şairin beraber gözyaşı döktüğü Müjgan kirpikleriyken, bilinen çoğu mahur beste de neşeli, şen şakrak şarkılardır. Bildiklerimiz, benim bildiklerim.... Yemenimde hare var, otomobil uçar gider, Katina'nın bir elinde makine, Beyoğlu'nda gezersin..
Bizim adını Mahur koyduğumuz miniğimiz de tıpkı adını aldığı makam gibi ekibin en neşelisi ve yeni oyunlar konusunda en yaratıcı olanı.
Bütün gün Şehnaz ve Cabbar'la beraber Divane'de karşılaştıkları yeni nesneleri kokluyor, dokunuyor, korkunç (!) bir şey olmadığını anladıklarında da oyuna başlıyorlar. Patileriyle dokundukları bir kurşun kalemin nasıl hareket ettiğine hayret ederek dakikalarca peşinden koşturuyorlar.

Hüzzam mı? Onu zaten tanıdınız biraz. O yeni oyunu keşfettiğinde diğerleri artık sıkılmaya başlamış, bir kağıt çantanın içinde yeni maceralara doğru harekete geçmiş oluyorlar genellikle.
Yorgunluk gözkapaklarına çöküp de uyku vakti geldiğinde, kızlarımız Şehnaz ve Hüzzam sakin bir köşeyi tercih ederken, küçük beylerimiz Mahur ve Cabbar boşta buldukları bir kucağı tercih ediyorlar.
En son Divane ziyaretimde bu iki delikanlı benim kucağımda huzuru buldular. Ben de Mahur'un mırlamasıyla yaydığı titreşimlerde.
Kaya'nın Divanesinden havaya dağılan müzik durdurdu yine o anda zamanı, kediler divane, hepimiz divane.
Not: Atilla İlhan'ın Mahur Beste şiirinin hikayesini Can Dündar'ın kaleminden okumak isteyelere; Mahur


