4 Ocak 2015 Pazar

KAPILAR ARDINDA

26 ARALIK 2014...

Mahur, Şehnaz, Cabbar, Hüzzam...




Hop! Kimler var üst katta? Biz de geldik, muhteşem dörtü, divane kediler, Yavuz'un namussuzları. Tanımadınız mı bizi? Hem bizim yerimiz orası yahu niye giremiyoruz? Niye kapalı o kapı? Neler oluyor o müzik ne yine? Alın bizi de oraya!!











Mahur durmaz, bir delik bulup gelir, etrafı kolaçan eder, istediğini alır. Ve döner kardeşlerinin yanına istihbaratı anlatmaya, ve de liderliğini böylece iyice pekiştirmeye..


İstedikleri ne midir? Öncelikle meraklarını yenmek. O kapı neden kapanmış, gelen seslerin kaynağı neymiş, kimler varmış, onlar neyden eksik kalmışlar öğrenmek istiyorlar. Görüp de neler olduğunu "kendilerince" anladıktan sonra çok da üstünde durmuyorlar.

Asıl istediklerine gelince; kucak, göbek, omuz ya da boyun hiç fark etmez. Zıpla, tırman, sevgiyi paylaş. Paylaş ki bitmesin, paylaş ki çoğalsın.



Mahur, Şehnaz, Cabbar, Hüzzam...
Bu muhteşem dörtlünün, divane kedilerin yüreklerinde kapılar hep açık, herkese açık...


14 Ekim 2014 Salı

Mahur Beste

....

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız 

O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız 

 ....
Atilla İlhan'ın iç sızlatan şiirinin, Ahmet Kaya'nın bestesiyle kulaklarımıza ulaşmış halini bilir bir çoğumuz. Oysa ki çoğumuzun bilmediği beraber gözyaşı dökülen Müjgan'ın, adına şiir yazılan bir kadının adı olmadığı gibi mahur bestelerin de böylesine hüzün yüklü olmadığıdır.

Şairin beraber gözyaşı döktüğü Müjgan kirpikleriyken, bilinen çoğu mahur beste de neşeli, şen şakrak şarkılardır. Bildiklerimiz, benim bildiklerim.... Yemenimde hare var, otomobil uçar gider, Katina'nın bir elinde makine, Beyoğlu'nda gezersin..

Bizim adını Mahur koyduğumuz miniğimiz de tıpkı adını aldığı makam gibi ekibin en neşelisi ve yeni oyunlar konusunda en yaratıcı olanı.




Bütün gün Şehnaz ve Cabbar'la beraber Divane'de karşılaştıkları yeni nesneleri kokluyor, dokunuyor, korkunç (!) bir şey olmadığını anladıklarında da oyuna başlıyorlar. Patileriyle dokundukları bir kurşun kalemin nasıl hareket ettiğine hayret ederek dakikalarca peşinden koşturuyorlar.






Hüzzam mı? Onu zaten tanıdınız biraz. O yeni oyunu keşfettiğinde diğerleri artık sıkılmaya başlamış, bir kağıt çantanın içinde yeni maceralara doğru harekete geçmiş oluyorlar genellikle.


Yorgunluk gözkapaklarına çöküp de uyku vakti geldiğinde, kızlarımız Şehnaz ve Hüzzam sakin bir köşeyi tercih ederken, küçük beylerimiz Mahur ve Cabbar boşta buldukları bir kucağı tercih ediyorlar.

En son Divane ziyaretimde bu iki delikanlı benim kucağımda huzuru buldular. Ben de Mahur'un mırlamasıyla yaydığı titreşimlerde.

Kaya'nın Divanesinden havaya dağılan müzik durdurdu yine o anda zamanı, kediler divane, hepimiz divane.


Not: Atilla İlhan'ın Mahur Beste şiirinin hikayesini Can Dündar'ın kaleminden okumak isteyelere; Mahur

29 Eylül 2014 Pazartesi

'Oğluş' Yeni Evinde!

Hayata tutunan 5 kahraman Divane Kedi arasından ilk evlenen 'Oğluş' oldu :)



Bir haftasonu onları ziyarete gelen Meltem Ablasının kucağında uyudu uzun uzun, sonra birlikte çıktılar hayatı paylaşmak için yola.



Diğer kardeşleri gibi, kendisine sevgisini veren her insan onun için de annesi-babası gibi idi. Şimdi o Manisa'da Meltem Annesi ile yaşıyor ve çok mutlu :)





17 Eylül 2014 Çarşamba

Bana Hüzzam Dedi

Karar veremedi Kaya henüz. İsimlerimizi makamlardan mı seçse, yoksa notalardan mı gitse? DoRe, SiLa , MiFa ve DoMi.. Yok yok Hicaz, Şehnaz, Mahur da olabilir. Ama benden bahsederken nedense hep Hüzzam diyor.

Bir de babası var Yavuz, O bizi “sizi gidi namussuzlar” diye çağırıyor. Biz de nerdeysek koşup gidiyoruz hemen yanına. Canımız sıkılmasın diye çeşit çeşit oyuncak icat ediyor bize.

Ekibin en miniği benim. Kimseyi bulamadığımda sevgimi süt kabına sarılarak paylaşmamın, bazen biraz hüzünlü bakıyor olmamın etkisi var sanırım Hüzzam diye çağrılmamda. Diğerlerine göre biraz daha yavaş gelişsem de yetişiyorum onlara. Herkes toparlandı, sağlıkları yerinde. Sadece benim sağ gözümde hala biraz iltihap var. Kaya her gün 2-3 kez ilaç damlatıp pamukla temizliyor gözlerimi. Canımı acıtmıyor da ürkütüyor biraz gözümün içine birşeylerin damlaması. Bir yandan da hoşuma gidiyor ekstra ilgi ve şefkat. İlaç da bahanesi oluyor.



Kaya ve Yavuz hariç dokuz minik yavruyduk başlangıçta. Hepimiz kardeş miydik bilmiyorum. Bildiğim tek şey “anne” denen şeyin ne olduğunu tam olarak bilmediğim. Tam olarak bilmiyorum diyorum çünkü bir keresinde, bizi koydukları karton kutunun içinde yumuşak, sıcak ve nemli bir şey vardı. Anne memesi sanıp emmeye çalışmıştık. Süt gelmedi, karnımız doymadı. Anne değilmiş meğer. Sonradan öğrendik güneşin altında ısınmış bir tavuk eti parçası olduğunu ve kutunun içine dökülen domatesli makarnayla beraber, daha gözü açılmamış yavrular yesin diye bırakıldığını....



Bu olanları hatırladıkça hüzünleniyorum elbette arada. Şimdi Divane'deki dostlarımla mutlu bir yavruyum . 




14 Eylül 2014 Pazar

Bir Demet Divane Kedi Hikayesi

Şeker Bayramının bilmiyorum kaçıncı günü epey tatlı ama pek de şeker olmayan bir sürprizle başladı benim için.

Ve son altı haftamız Divane'nin arka bahçesinden gelen seslerin annesiz yavru kediler olduğunu keşfetmem, iyilik yapmak adına minikleri pislik ve mikrop içinde bırakan insanlar, bir kaç dost ve gönüllü haricinde destek olacak kimseyi bulamamak, ilgili ve ilgisiz veterinerler, yavruların beslenmeleri, hastalıkları, parazitleri, pireleri ve tuvalet eğitimleri ile geçti.

Şimdi atölyemizde yaşama tutunmayı başarmış ve sağlıkları yerinde, tek istekleri biraz oyun ve onlara sevgisini verecek bir kucak olan beş divane yavru var.

İlk gördüğümde benim tek düşüncem onları hayatta tutmaktı ve bunu başardık.
Fakat bu süreç içinde bir çok zorlukla karşılaştım, çaresiz kaldığımı hissettiğim zamanlar oldu. Yaşadıklarımı ve tecrübelerimi paylaşmak, aynısını başkalarının da yaşaması ve yaşamaması bir sonraki amacım oldu. Ve şimdi BİR DEMET DİVANE KEDİ ile bunu da hayata geçiriyorum. Hikayelerimiz yeni başlıyor. Dileyenlerin katkılarıyla da çoğalacak.

Annelerini hiç tanımamış olduklarından kendilerine sevgisini veren insanları ailesi bilen bu bebekler kendilerini hayatının bir parçası yapacak dostlar istiyorlar. Kedi ya da insan ayırt etmiyorlar, sevgiyi her canlıyla paylaşıyorlar. Burada Divane'de divane kedilerimize yemek, yatak ve bol miktarda sevgi var. Fakat evini, yemeğini, kucağını ve sevgisini paylaşmak isteyen gönüllülere de hayır demiyorlar.

Var mı gönüllü? Yazın haydi yorumlara isimlerinizi.