29 Eylül 2014 Pazartesi

'Oğluş' Yeni Evinde!

Hayata tutunan 5 kahraman Divane Kedi arasından ilk evlenen 'Oğluş' oldu :)



Bir haftasonu onları ziyarete gelen Meltem Ablasının kucağında uyudu uzun uzun, sonra birlikte çıktılar hayatı paylaşmak için yola.



Diğer kardeşleri gibi, kendisine sevgisini veren her insan onun için de annesi-babası gibi idi. Şimdi o Manisa'da Meltem Annesi ile yaşıyor ve çok mutlu :)





17 Eylül 2014 Çarşamba

Bana Hüzzam Dedi

Karar veremedi Kaya henüz. İsimlerimizi makamlardan mı seçse, yoksa notalardan mı gitse? DoRe, SiLa , MiFa ve DoMi.. Yok yok Hicaz, Şehnaz, Mahur da olabilir. Ama benden bahsederken nedense hep Hüzzam diyor.

Bir de babası var Yavuz, O bizi “sizi gidi namussuzlar” diye çağırıyor. Biz de nerdeysek koşup gidiyoruz hemen yanına. Canımız sıkılmasın diye çeşit çeşit oyuncak icat ediyor bize.

Ekibin en miniği benim. Kimseyi bulamadığımda sevgimi süt kabına sarılarak paylaşmamın, bazen biraz hüzünlü bakıyor olmamın etkisi var sanırım Hüzzam diye çağrılmamda. Diğerlerine göre biraz daha yavaş gelişsem de yetişiyorum onlara. Herkes toparlandı, sağlıkları yerinde. Sadece benim sağ gözümde hala biraz iltihap var. Kaya her gün 2-3 kez ilaç damlatıp pamukla temizliyor gözlerimi. Canımı acıtmıyor da ürkütüyor biraz gözümün içine birşeylerin damlaması. Bir yandan da hoşuma gidiyor ekstra ilgi ve şefkat. İlaç da bahanesi oluyor.



Kaya ve Yavuz hariç dokuz minik yavruyduk başlangıçta. Hepimiz kardeş miydik bilmiyorum. Bildiğim tek şey “anne” denen şeyin ne olduğunu tam olarak bilmediğim. Tam olarak bilmiyorum diyorum çünkü bir keresinde, bizi koydukları karton kutunun içinde yumuşak, sıcak ve nemli bir şey vardı. Anne memesi sanıp emmeye çalışmıştık. Süt gelmedi, karnımız doymadı. Anne değilmiş meğer. Sonradan öğrendik güneşin altında ısınmış bir tavuk eti parçası olduğunu ve kutunun içine dökülen domatesli makarnayla beraber, daha gözü açılmamış yavrular yesin diye bırakıldığını....



Bu olanları hatırladıkça hüzünleniyorum elbette arada. Şimdi Divane'deki dostlarımla mutlu bir yavruyum . 




14 Eylül 2014 Pazar

Bir Demet Divane Kedi Hikayesi

Şeker Bayramının bilmiyorum kaçıncı günü epey tatlı ama pek de şeker olmayan bir sürprizle başladı benim için.

Ve son altı haftamız Divane'nin arka bahçesinden gelen seslerin annesiz yavru kediler olduğunu keşfetmem, iyilik yapmak adına minikleri pislik ve mikrop içinde bırakan insanlar, bir kaç dost ve gönüllü haricinde destek olacak kimseyi bulamamak, ilgili ve ilgisiz veterinerler, yavruların beslenmeleri, hastalıkları, parazitleri, pireleri ve tuvalet eğitimleri ile geçti.

Şimdi atölyemizde yaşama tutunmayı başarmış ve sağlıkları yerinde, tek istekleri biraz oyun ve onlara sevgisini verecek bir kucak olan beş divane yavru var.

İlk gördüğümde benim tek düşüncem onları hayatta tutmaktı ve bunu başardık.
Fakat bu süreç içinde bir çok zorlukla karşılaştım, çaresiz kaldığımı hissettiğim zamanlar oldu. Yaşadıklarımı ve tecrübelerimi paylaşmak, aynısını başkalarının da yaşaması ve yaşamaması bir sonraki amacım oldu. Ve şimdi BİR DEMET DİVANE KEDİ ile bunu da hayata geçiriyorum. Hikayelerimiz yeni başlıyor. Dileyenlerin katkılarıyla da çoğalacak.

Annelerini hiç tanımamış olduklarından kendilerine sevgisini veren insanları ailesi bilen bu bebekler kendilerini hayatının bir parçası yapacak dostlar istiyorlar. Kedi ya da insan ayırt etmiyorlar, sevgiyi her canlıyla paylaşıyorlar. Burada Divane'de divane kedilerimize yemek, yatak ve bol miktarda sevgi var. Fakat evini, yemeğini, kucağını ve sevgisini paylaşmak isteyen gönüllülere de hayır demiyorlar.

Var mı gönüllü? Yazın haydi yorumlara isimlerinizi.